EMLAKÇIYIZ DİYE SAYGISIZLIĞI HAK ETMİYORUZ!
Bir mesleğin görünmeyen yüzü üzerine...
Bugün biraz kendi mesleğimden söz etmek istiyorum. Ama satılan evlerden, yükselen fiyatlardan, piyasanın durgunluğundan ya da konut kredilerinden değil...
Bugün, emlak danışmanlarına reva görülen muameleden söz etmek istiyorum.
Telefonu açıyorum. Kendimi tanıtıyorum. “Gayrimenkul danışmanıyım.” diyorum.
Bazen cümlemi bitirmeme bile fırsat verilmeden telefon yüzüme kapatılıyor.
Bazen daha ilk kelimede küçümseyici bir ses tonuyla karşılaşıyorum. Bazen de sanki aramış olmakla büyük bir suç işlemişim gibi azarlanıyorum.
Elbette herkes emlak danışmanıyla çalışmak zorunda değil. Herkesin tercihine saygı duyuyorum. Ancak bir insanın hizmet almak istememesi başka, karşısındakini aşağılamayı kendinde hak görmesi bambaşka bir şey.
“Teşekkür ederim, düşünmüyorum.” demek bu kadar mı zor?
İşin ilginç tarafı, aynı insanlar evlerinin değerini öğrenmek istediklerinde bizi aramakta hiçbir sakınca görmüyor.
“Bir gelin, evimize bakın. Sizce ne kadar eder?” diyorlar.
Gidiyoruz...
Trafikte zaman geçiriyoruz. Taşınmazı inceliyoruz. Emsalleri araştırıyoruz. Konumunu, cephesini, yapı özelliklerini, hukuki durumunu, piyasa koşullarını değerlendiriyoruz. Yılların bilgi ve tecrübesiyle bir görüş oluşturuyoruz.
Bazen bütün bu emeğin sonunda bir teşekkür bile duymadan ayrılıyoruz.
Bir bardak suyun dahi ikram edilmediği evler oluyor.
Yanlış anlaşılmasın, kimsenin suyuna, çayına, kahvesine ihtiyacımız yok. Biz oraya ikram görmek için gitmiyoruz. Ama insan ister istemez düşünüyor: Acaba aynı eve bir doktor, bir avukat ya da başka bir meslek mensubu davet edilse aynı özensizlik gösterilir miydi?
Mesele bir bardak su değil. Mesele, karşınızdaki insanı ne kadar değerli gördüğünüz.
Bir de mesai saati kavramı var...
Gece saat 00.00'da çalan telefonlar...
Sabah 06.00'da gelen “Evi görmek istiyorum, müsait misiniz?” talepleri...
Pazar sabahları, bayram günleri, ailemizle geçirdiğimiz özel zamanlarda gelen ve hemen cevaplanması beklenen mesajlar...
Elbette işimizi seviyoruz. Gerektiğinde mesai saatlerinin dışında da çalışıyoruz. Ancak bizim de ailemiz, çocuklarımız, özel hayatımız ve dinlenmeye ihtiyacımız var.
Bir mesleğin esnek çalışma saatlerine sahip olması, o mesleği yapan insanların günün 24 saati başkalarının emrinde olduğu anlamına gelmez.
Bir başka önyargı da emlak danışmanlarının eğitimine ve bilgi birikimine ilişkin.
Nedense bazı insanların zihninde şöyle bir düşünce var: “Başka bir iş yapamamış, emlakçı olmuş.”
Gerçekten öyle mi?
Bugün bu sektörün içinde hukukçular, mühendisler, ekonomistler, öğretmenler, bankacılar, akademisyenler ve birbirinden farklı alanlarda uzmanlaşmış insanlar var.
Kendi adıma söyleyeyim...
Tapu ve kadastro eğitimi aldım. Hukuk alanında yüksek lisans yaptım. Kamu hukuku alanında doktora çalışmalarında bulundum. Bankacılık sektöründe değerleme uzmanlığı, kamu kurumlarında yöneticilik ve üniversitede öğretim görevliliği yaptım.
Ve bugün gayrimenkul danışmanlığı yapıyorum.
Çünkü emlak danışmanlığı benim için bir çaresizlik değil, bilinçli bir meslek tercihidir.
Ama burada çok önemli bir ayrıntının altını çizmek istiyorum:
Benim ya da bir başka meslektaşımın diploması, unvanı, akademik geçmişi olmasaydı da bize saygı göstermek zorundaydınız.
Çünkü insanın değeri diplomasıyla, makamıyla, mesleğiyle ölçülmez.
Üstelik gayrimenkul danışmanlığı yalnızca bir evin kapısını açıp odalarını göstermekten ibaret değildir.
Bir taşınmazın hukuki durumunu değerlendirmek, doğru fiyatlandırma yapmak, pazarlama stratejisi geliştirmek, taraflar arasında güven oluşturmak, müzakere yürütmek ve bazen insanların hayatları boyunca yaptıkları en büyük yatırımda onlara rehberlik etmek ciddi sorumluluktur.
Evet, sektörümüzde işini özensiz yapanlar var. Etik kuralları hiçe sayanlar da var. Bunu inkâr etmiyorum.
Ama hangi meslekte yok?
Bir doktorun hatası bütün doktorları, bir avukatın yanlış davranışı bütün avukatları değersiz kılmıyorsa, bir emlak danışmanının hatası da bütün meslektaşlarımızı aynı kefeye koyma hakkını kimseye vermez.
Biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz.
Telefonumuzu açmak zorunda değilsiniz. Bizimle çalışmak zorunda değilsiniz. Hizmetimizi almak zorunda değilsiniz.
Ama saygılı olmak zorundasınız.
Çünkü bizim de emeğimiz var. Bilgimiz var. Zamanımız var. En önemlisi de insan olarak bir onurumuz var.
Son olarak şunu söylemek istiyorum:
Bir insanın size nasıl davrandığını anlamak istiyorsanız, yalnızca kendisinden üstün gördüğü kişilere karşı davranışına bakmayın. Kendisinden aşağıda gördüğü insanlara nasıl davrandığına da bakın.
İşte gerçek nezaket, gerçek eğitim ve gerçek karakter orada ortaya çıkar.
Biz emlak danışmanıyız. Ne kimseden üstünüz ne de kimseden aşağıdayız.
Biz yalnızca işimizi yapıyoruz. Sizden beklediğimiz de yalnızca insanlığın en temel gereği: SAYGI.
Funda Ünsal
Polat Live Emlak & Gayrimenkul Ltd. Şti.

